Çanakkale ve Tekirdağ halkı deprem hissetti.Son dakika haberine göre, merkez üssü Tekirdağ'ın Şarköy ilçesinde saat 15.13'te deprem meydana geldi. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün aktardığı son dakika bilgisine göre, yerin 18.3 kilometre alında gerçekleşen depremin şiddeti 4.2 olarak açıklandı.

Tekirdağ'ın Şarköy ilçesinde gerçekleşen deprem çevre illerde de hissedildi.Yoğunlukla Çanakkale'nin Biga ilçesindeki vatandaşlar panik yaşadı. Kısa süreli paniğe neden olan depremde can ya da mal kaybı yaşanmadığı bildirildi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 15.13'te Marmara Denizi'nde 3,9 büyüklüğünde deprem kaydedildi.Çanakkale'nin Biga ilçesinin 8,4 kilometre açığında kaydedilen sarsıntının, yerin yaklaşık 10 kilometre derinliğinde oluştuğu belirlendi.Olası bir İstanbul depreminde tsunami dalgaları oluşacağını kaydeden Prof. Dr. Ersoy, "1509 depreminde tsunami de var. Surları aştığı söylenir. Marmara'nın tsunami tarihi de sabıkalı. 4 bin yıl içerisinde kayıtlarda 100'e yakın tsunami var. Yaptığımız kazılarda bunların izlerini bulduk. Kim, 'Marmara kıyılarında tsunami dalgaları olmaz' diyorsa, doğruyu söylemiyor. Bilimsel olarak yanlıştır. Marmara kıyılarında mutlaka tsunami dalgaları oluşabilir. Marmara'nın içerisinde bin metreyi aşkın 3 tane çukur var. Bu çukurların yamaçlarındaki çamurlar, depremlerde sallandıkları takdirde denizaltı heyelanlarıyla tsunamiler oluşabilir" diye konuştu.

Bölgede "çifte deprem" potansiyeli olduğunun da altını çizen Prof. Dr. Ersoy, "Marmara'da bir depremi konuşuyorsak tsunamiyi de birlikte anmamız gerekiyor. Çünkü tarihsel olarak bunlar hep birlikte gerçekleşmiş. Marmara'nın çifte deprem oluşturma özelliği de var. 1999 depreminde merkezleri Kocaeli ve Düzce olmak üzere 2 ayrı yerde 3 tane şiddeti 7'den büyük deprem meydana geldi. Bunun benzeri 1912 ve 1766 yıllarında da yaşandı" dedi.Prof. Dr. Ersoy, tsunaminin sinsi bir şekilde geliştiğine dikkat çekerek şunları kaydetti: "Tsunami dalgası o kadar sinsi ki bazen cepheden değil, 'kıyı boyu akıntıları' ile kıyıları süpürerek gelebilir. Hatta iç denizlerde dalgalar karşı kıyıya çarpıp 1 saat sonra dönebilir. Bu dalgalar 5 dakika içerisinde gelebilir. Uzak bölgelerde 20 dakikaya kadar çıkabilir ama her halükarda tsunamiden kaçış planları yapabiliriz. Deprem gibi değil. Kıyılarda, karaların içlerine doğru kaçmamız, yüksek yerlere çıkmamız gerekiyor. Sahildeysek, bir tekne içerisindeysek açık denize gitmemiz gerekiyor. Açık deniz, tsunami ve depremde en güvenilir yerdir. Çünkü deprem dalgaları suyun içerisinden geçmez. Tsunami dalgaları da açık denizde olmaz. Sadece kıyılarda olur. Açık denizler daha güvenlidir.

Özellikle Avrupa Yakası'nın sahil kesiminin zemin olarak daha tehlikeli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ersoy, "Aksaray'dan Zeytinburnu'na, Bakırköy'e, Küçükçekmece'ye, Avcılar'a, Büyükçekmece'ye doğru giden sahil kesiminin zemini daha hassas. Dolayısıyla buradaki yapılar depremden daha çok etkilenecek. Bu bölgelerdeki kentsel dönüşümün hızına biraz daha ağırlık vermemiz gerekiyor. İnşaatlar ilçenin zeminine özel yapılmalı. Maalesef sağlam kayalar üzerinde bile inşaat yapmasını bilmiyoruz. Kadıköy'de yaptığınız bir binayı Avcılar'da yapamazsınız. Avcılar'da yaptığınız bir binayı Şişli'de yapamazsınız. Zemin özellikleri birbirinden farklı" dedi.İstanbul'da 4 milyon konut olduğunu söyleyen Prof. Dr. Şükrü Ersoy şunları kaydetti: "Marmara Bölgesi'ndeki 11 ilde 25 milyon insan yaşıyor. 6 milyon konut var. Dolayısıyla tablo vahim. Geçmişte olduysa gelecekte de böyle bir deprem bizi karşılayabilir. Günümüzde de küçük depremler, gelecek depremlerin habercisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Geçmiş depremleri sağlam zeminler üzerinde yaşadık. Gelecek depremleri çürük zeminler üzerinde karşılayacağız. 150 bin ile 300 bin arasında insanın ölmesi demek" diye konuştu.Prof. Dr. Ersoy, vatandaşlara da görevler düştüğünü belirterek, "Vatandaşlar her şeyi devletten beklemek yerine apartmanlarında, mahallelerinde, sitelerinde örgütlenmeli. İstanbul'da her yıl büyük deprem tatbikatı yapılmalı. AFAD'ın, Kızılay'ın, karar vericilerin, kolluk kuvvetlerinin, arama kurtarma ekiplerinin ve herkesin olacağı deprem tatbikatını her yıl yapmamız gerekiyor. Kentsel dönüşümü iyi yaparsanız depreme karşı güçlü yapılar ortaya çıkarırız. Depremde en güvenli yerler, sağlam binaların içleridir. İnsanları sokaklarda daha büyük tehlikeler bekliyor. Binalarımızı sağlam yapmalı ve eşyalarımızı da sabitlemeliyiz. Bina elbette sağlanacak, sallansın diye inşa edilir. İyi bir mühendislik görmüş bina yıkılmaz" diye konuştu.

Misafir Avatar
İsim
Email
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.